Omega 3 Testi

İnsan vücudunda sessiz yangı durumunu, Omega 3 indeksini, Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri ile doymuş ve doymamış yağ asitlerinin ve trans yağ asitlerinin oranını gösterir. Omega 3 testi vücudunda sessiz yangı durumunu göstermektedir.

Sessiz yangı vücudun dengesi bozulduğu anda verdiği ilk tepkidir ve uzun sürmemelidir. Çünkü ilk başta hissedilmeyen bu tepki kalp,beyin ve bağışıklık sistemini olumsuz etkiler. Sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşlanmak, vücuttaki sessiz yangının derecesine bağlıdır.

Eicosanoid’ler yaşayan organizmalar tarafından geliştirilen ilk hormonlardır. Eicosanoid’ler vücudun her hücresinde üretilir. İlkel hormonlar olarak kabul edilseler de kalbin ve beynin bağışıklık sistemi onlar tarafından kontrol altında tutulmaktadır.

İki tür Eicosanoid vardır; birincisi yangıyı teşvik eder ve dokuları yıkar ( pro-inflammatory ), ikincisi yangıyı durdurur ve iyileşmeye katkıda bulunur ( anti enflamatuar ). İnsanın sağlıklı bir durumda olması için her iki türün uygun bir denge içinde bulunması gerekir.

Omega 6 yangıyı teşvik eden eicosanoid; buna karşın Omega 3 yangıyı durduran eicosanoid’dir. Maalesef insanların çoğu yangıyı teşvik eden eicosanoid’ler üretmektedirler ve böylece sessiz yangının seviyesinin yükselmesine; sonuçta da kronik sağlık risklerine yol açarlar.

Sessiz Yangının nedeni eikosanoid’lerin dengesizliğidir.

Arachidonic asit ( AA ) ve Eicosapentanoic acid ( EPA ) oranı ( AA / EPA ) altın standart testi.

AA / EPA oranı, sessiz yangıdan kaynaklanan herhangi bir kronik veya dejeneratif hastalık gelişimini onlarca yıl önceden uyarır.

Mükemmel AA / EPA oranı 1 ile 3arasıdır. Bu oranın altında veya üstünde bulunan sonuçlar sessiz yangı için risk oluşturmaktadır.

Vücutta da hayatta olduğu gibi, denge her şeydir. Vücudun enfeksiyonlarla mücadele etmesi ve dokularda oluşan hasarları tamir etmesi için yangıyı durduran ( pro-enflamatuar ) eicosanoidlere ihtiyaç vardır.

Eğer AA / EPA oranı yüksekse ( >3.0 ) ; kalp krizi, kansere yakalanma, Alzheimer gelişmesi ve başka birçok risk oranı da yükselir. (Çalışmalar AA / EPA oranında her 1 puanlık düşüşte kalp krizinden kaynaklanan ölümlerin % 2 oranında azaldığını göstermiştir).

  • 1 – 3 Düşük risk
  • 3 – 8 Orta risk
  • 9 – 15 Yüksek risk
  • 15’den yüksek çok yüksek risk

(Araştırmacı ve ünlü bilim adamı Barry Sears Ph. D, AA / EPA oranının tek ve en önemli kan testi olduğuna inanıyor. Kendisi şöyle demiş ‘ Ben kesinlikle inanıyorum ki bu oran kansere yakalanma olasılığını önceden bildiriyor. Alzheimer ve kalp hastalıkları kendini göstermeden yıllar önce haberdar ediyor’).

Antropoloji araştırmalarına göre; ilk insanlar Omega 6 ve Omega 3 yağlarını 1:1 oranında tüketiyorlarmış. Bugünkü ölümlerin birinci sebebi olan ve sessiz yangıdan kaynaklanan kalp hastalıkları, kanser ve diyabet; günümüzde yaşayan fakat doğal hayatı seçen insanlarda ve antik çağda yaşayan insanlarda görülmemiştir.

Sanayi devriminin başlangıcında ( yaklaşık 140 yıl önce ) beslenme düzeninde n-6 ve n-3 yağ asitlerinin oranında belirli bir değişim yaşandı.

N-3 yağ asitleri pahalı olduğu ve zor elde edildiği için n-6 yağ asidi tüketimi artmıştır. Bu değişiklik modern bitkisel yağ üretimi ve aynı zamanda yerli hayvan yemi olarak da tercih edilen hububat kullanımının artması sebebiyle de olmuştur (insanların tükettikleri etin yağ asid profili değişmiş oluyor).

Bu sonuca göre dokulardaki sessiz yangıyı azaltmak için daha fazla Omega 3 tüketmeli, Omega 6 alımını en aza indirmeliyiz.

Yüksek Omega 6 alımı tüm sessiz yangı kaynaklı hastalıklarda ve başka birçok hastalıkta önemli risk oluşturmaktadır:

  • Kalp-damar hastalıkları
  • Diyabet (TİP 2)
  • Obezite
  • Metabolik sendrom
  • Irritable bowel syndrome & inflammatory bowel disease
  • Macular degeneration
  • Römatoid artrit
  • Astım
  • Kanser
  • Psikiyatrik bozukluklar
  • Otoimmün hastalıklar

Yapılan çok sayıda klinik araştırmalar, Omega 6 / Omega 3 oranının azalmasının birçok kronik dejeneratif hastalıktan koruduğunu göstermiştir.

Omega 6 tüketiminin artmasıyla sessiz yangı kaynaklı hastalıkların artışının aynı oranda olduğunu gösteren güçlü kanıtlarımız var. Ayrıca obezite ve metabolik sendrom da sessiz yangı ile ilgilidir.

Omega 3 indeksi, kişinin iki Omega 3 yağ asidinin oranını göstermektedir. EPA ( EicosaPantaenoc asid ) ve DHA (DocosaHexaenoic asit) denizden gelen sağlıklı yağ asitleridir. Omega 3 indeksi bu iki yağ asidinin kırmızı kan hücrelerindeki yüzdesidir ve doku düzeyinde de bu yüzde aynıdır.

Omega 3 indeksi Amerika’da bulunan Sanford Üniversitesi’nde Prof. Dr. W.S. Harris ve Almanya’da bulunan Münich Üniversitesi’nde Prof.Dr.med. C.von Schacky tarafından 2002 yılında bulundu ve tanımlandı.Bu tanım kırmızı kan hücrelerinin yağ asit bileşiminin kesinlikle standartize edilmiş metod ile ölçümüne dayanır. Diğer ölçümler (mesela serumda veya başka yöntemler) güvenilir değildir.

Omega 3 indeksinin seviyesi çeşitli faktörlere bağlıdır: balık tüketimi, yaş, cinsiyet, diyabet, genler, yemek yapma yöntemi, bağırsakta emilim, vücut kütle endeksi ve diğerleri. Bu verilere göre diyet ve balık tüketimi Omega 3 indeksi sonuçlarıyla örtüşmüyor. Genelde eicosapentaenoic ve decosahexaenoic asidlerin fazla tüketilmesi Omega 3 oranını yükseltmektedir.

%8 – 11 arası en uygun seviye kabul edilmektedir.

Sessiz yangının yanı sıra Omega 3 seviyeleri diğer klinik bulgularla da ilişkilidir, mesela:
  • Bilimsel araştırmalar, seviyenin %4’ün altında tespit edildiği kişilerin ani kalp krizi riski altında olduklarını gösterdi.
  • Oranın en uygun seviye olan %8 – 11 arasında bulunduğu kişilerde ani kalp krizinden kaynaklanan ölümler 10 ila 20 kat daha az, aritmi ve diğer kalp problemleri ise 3 kat daha azdır. (Oranın %4 seviyesinde bulunduğu kişilere göre)
  • Düşük omega 3 indeksi erken doğum riskini artırmaktadır ve aynı zamanda bebeğin zekasını ve gelişimini olumsuz etkilemektedir.
  • Düşük Omega 3 seviyesi; depresyona, yaşa bağlı entellektüel düşüşe ve başka olumsuz etkilere sebep olmaktadır.

Bahsedilen konularla ilgili yapılan çalışmalarda Omega 3 yağ asitleri ile müdahale olumlu etki göstermiştir. Bu etki neden ve sonuç arasındaki ilişkiyi ve diğer klinik bulguları içermektedir.

Bu sayfanın içerikleri ziyaretçilerini bilgilendirme amaçlı kurulmuş olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi ve reçete bilgisi taşımaz. Sayfa sağlıkla ilgili yer verdiği tüm konularda öncelikle en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenebileceğini savunur. Sayfada konu olarak geçen tüm yöntemler kamuoyuna bilgi vermek amaçlı paylaşılmış olup, bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu sayfa sorumlu tutulamaz. Paylaşılan bilgilerin ilgili tarafından kullanılması site sahibi ile hasta- doktor ilişkisini doğurmaz. Tüm sayfa ziyaretçileri yasal uyarıyı kabul etmiş sayılır.